<< artga

'' Bence bizi bir arada tutan üç şey var. Birincisi toy. Karaçay gençliği bunu devam ettirmelidir. Toy, folklorumuzun en önemli yansımasıdır. İkincisi dil. Şivemizi korumalıyız. Üçüncüsü de akrabalık bağlarının kopmamasıdır. ''

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Op. Dr. Mustafa Dombaycı Karaçay Türk kültürünün yaşatılmasını ve özenle korunması gerektiğini düşünen bir büyüğümüz. Onun hayatındaki en önemli iki şey; akıl ve bilim...

 

1-Karaçaylıların birbirlerine en sık sorduğu soruyu soracağım önce size. Kimlerdensiniz?

 -Aslında biz Karaçaylılar sarmaşık çiçeği gibiyiz. Aynı kökten geliyoruz. Ama madem sordunuz, Gökçeyaylalı’yım. Annem Boruları, babam Sılpağar sülalesindendir.

2-Kısaca eğitiminizden bahseder misiniz?

 -İlkokulu Eskişehir’e bağlı Gökçeyayla köyünde, ortaokulu Çifteler’de, liseyi, Afyon Lisesi’nde okudum. Ankara Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Silahlı Kuvvetler de 10 yıl askeri doktorluk yaptım. Kıbrıs Harekatı’nda üsteğmen olarak görevliydim. Daha sonra ordudan istifa ettim, ayrıldığımda binbaşıydım. Şu an  Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı olarak serbest çalışıyorum.

3-“Karaçaylı olmak” sizin için ne ifade ediyor?

 -Karaçay Türklerinin yaşam biçimi Türk kültürünün bir parçasıdır. Karaçaylıların bu zengin ve özel kültür mirası en iyi biçimde tanıtılmalıdır.

4-Peki sizce Karaçay kültürünün yükseltilmesi hangi etkenlere bağlıdır?

 -Karaçaylılar köklü bir toplumdur. Yüzyıllardır Kafkaslarda Karaçaylılar varlığını sürdürmektedir. Toplumsal gelişmede eğitim önemlidir; ancak eğitim seviyemiz istenen durumda değildir. Bunda okulların köylere geç gelmesinin de etkisi var. Diğer taraftan Kafkaslarda yetişmiş şair ve yazarlarımız vardır. Örneğin ünlü şairimiz Kaysın Kuliev mısraları ile Rus halkını selamlamıştır. ”Savaşta askere atılan her kurşun önce annelerin yüreğini deliyor. ”Bu söz şu an Gelibolu Belgeseli’nde geçiyor ama bir Karaçaylı’nın sözüdür bu. Demek istediğim, kültürünü tanıtmak, yaymak istiyorsan, yeterli bilgiye sahip olacaksın. Bugün toplumumuzun önemli eksikliklerinden biri de kitap okuma alışkanlığının olmamasıdır. Kitap okuma alışkanlığının toplumumuzda yaygınlaştırmalıyız.

5-Özümüze dönersek, Karaçay kültürünü korumak için ne yapmalıyız? Mesela Karaçay evliliği bir kıstas mıdır?

 -Katılmıyorum. Bence bizi bir arada tutan üç şey var. Birincisi toy. Karaçay gençliği bunu devam ettirmelidir. Toy, folklorumuzun en önemli yansımasıdır. İkincisi dil. Şivemizi korumalıyız. Üçüncüsü de akrabalık bağlarının kopmamasıdır.

6-Peki Dernekçilik faaliyetleri hakkında ne düşünüyorsunuz? Siz bu tür işlerle uğraşır mısınız?

 -Öncelikle takdirle karşılıyorum. Olayın tam içinde olmasam da, bana geldiklerinde, onlara gerekli yardımı yapıyorum. Bir dönem Ege Travmatoloji Derneği Başkanlığı yaptım. Bana göre dernekçilik bir kültürü devam ettirmek için bir çabadır ve bir gönül işidir. Tabi tek başına dernek, akıp bizi cennete çeviren bir nehir değildir. Özveri ister. Mesela Amerika, İngiltere gibi ülkeler bile kendi propagandalarını yaparken bile zorluk çekiyorlar.

7-Karaçay Türkleri ile Türkiye Türkleri arasındaki ilişki nasıl sizce?

 -Bu ülke bize kucağını açtı. Karaçaylılar Türkiye’de istedikleri bölgelere yerleştirildiler. Bütün köylülere toprak dağıtıldı, konut yapıldı. Şimdi kalkıp Amerika’ya göç etsen yok böyle bir şey. Bu ülkeye ve bu ülkenin insanlarına vefa borcumuz var. Ben ayrıca Türk insanının üstün vasfını Kıbrıs Harekatı’nda gördüm. İnsanlar malını, mülkünü bağışlıyor, canını veriyordu. Hatta orada seyyar bir dondurmacının, arabasını askerlere bağışladığını hatırlıyorum ben.

8-Tekrar uzmanlık alanınıza dönsek. Sanırım size birçok Karaçaylı hasta geliyor.

 -Evet. Ben talebeyken bile danışıyorlardı. Ama o dönemde köylerde insanların ulaşabileceği doktor azdı. Ben elimden geldiğince yardım ediyor, ya da gitmeleri gerektiği doktorlara yönlendiriyordum.

9-Hala öyle ama.İlk koştukları sizsiniz.

 -Biz doktorlar, insanlara yardım etmeyi kendimize ilke edinmişizdir. Ben insanların olumlu taraflarını görmeye çalışırım. Hiç kimsenin beğenmediği insanın içinde bile bir cevher vardır bence. Kendime ait kişisel bir inancım var. Allah bir insanı gereksiz yere yaratmaz. Onun verdiği aklı kullanacaksın. Ve bir insan başka bir insana yardım etmekle görevlidir. Paylaşmak ve topluma yararlı olmak ana gayemiz olmalıdır.

10-Peki Karaçaylılar’ın beslenme alışkanlıkları nasıl?

 -Kafkasya’dan başlarsak; genelde hayvancılıkla uğraşıyorlardı. Bu yüzden protein alımları yüksekti. Biliyorsunuz protein beslenmede en önemli unsurlardan biri. O zamanlar iki öğün yemek yerlerdi. Biri kuşlukta, diğeri akşam. Aç kalmak zaman zaman iyidir. Bu yüzden Kafkasya’da uzun yaşam vardır. Ama şimdi ki modern yaşamda üç öğün yemek ve bol yağ alımı var.

11-En çok rastladığınız hastalıklar nedir?

 -Biz aslında sağlıklı bir milletiz. Sık karşılaştığım hastalıklar kolesterol ve tansiyon yüksekliği. Toplumumuz yağı ve tuzu azaltmalı.

12-Sizin geliştirdiğiniz tedavi yöntemleri var mı?

 -Ortopedik ameliyatlar için geliştirdiğim birkaç ameliyat tekniği var. Birkaç meslektaşım da bunu kullanıyor.

13-Son olarak Karaçaylılar hakkında söylemek istediğiniz bir şey var mı?

 -Bence her insanın topluma ihtiyacı vardır. Bizler de toplumumuzun maddi ve manevi değerlerinin yükseltilmesinde çaba sarf etmeliyiz, bu bir görevdir.

 

Röportaj / D. OFAY

Küzgü / 2005


<<< artga