<< artga




İKİ KARTAL Bir Karaçay Hikayesi

Eski zamanların birinde, yorulmak nedir bilmeyen, güçlü bir avcı olan, Taulan adında bir avcı yaşarmış. Elinde avucunda ne varsa, komşularıyla paylaşır, ayrıca yaşlılara karşı da çok saygılıymış. Komşuları, onu tanıyan herkes onu çok severmiş.

Günlerden bir gün, korkusuz avcı, ormanda ilerlerken, pınar başında beyaz bir dağ keçisi görür. Dağ keçisini ürkütmemeye çalışarak, dikkatlice tüfeğini kaldırır, tam nişan aldığı esnada, dağ keçisinin yerinde güzeller güzeli bir kız görür. Altın gibi parlayan, örgülü saçları, elmas ve pırlantalardan oluşan altından bir kemer, bembeyaz bir yüz, muhteşem gözler, ince uzun kirpikleri, varmış bu dünyalar güzeli kızın. Korkusuz avcı tüfeğini indirir indirmez, bu güzeller güzeli kız ortadan kaybolmuş ve yine o dağ keçisi ortaya çıkıvermiş. Nişan almış- yine o güzel kız ortaya çıkıvermiş. Korkusuz avcının dizleri titremeye başlamış ve tüfeği elinden düşüvermiş. Birdenbire ormanı saran, güzel kızın kahkahası ve güçlü sesi işitilmiş:

- Ey, cigit, benden korkma. Sen misafirliktesin, sen Apsatı'nın misafirisin,- demiş.

Güçlükle kendine gelen Taulan, sormuş:

- Kimsin sen? Avcıların peşinde dolaşıp onları avlayan Beyaz Keçi misin, yoksa yeryüzündeki en güzel kız mısın?

- Ben Apsatı'nın kızı Fatimayım,- diyerek cevaplamış, güzel kız.

Korkusuz avcı ile Fatima birbirlerini görür görmez, aşık olmuşlar. Korkusuz avcı artık evine çok seyrek gelir olmuş. Her gün ava gidermiş, dağlarda büyük bizonlar otlamasına rağmen: gözü onları görmezmiş bile, bu şekilde eli boş döner olmuş. Karşısına ayılar çıksa bile, silahını onlara doğrultmazmış. Karşısına çıkan geyikleri, ceylanları, dağ keçilerini, onlardan birinin güzeller güzeli Fatima olabileceğinden korkarak, onlara nişan dahi almazmış.

Ne var ki, aşk onlara mutluluktan çok acı getirmiş. Her ikisi de bilirlermiş ki, semavi(gökteki Tanrılar) varlıklar insanlarla birleşemez ve birlikte yaşayamazmış. Bu yüzden korkusuz avcı aşkını akrabalarından dahi gizlermiş. Fatima da aşkı hakkında babasına bahsetmezmiş. Bundan dolayı, başka bir yere, onları tanıyanlardan ve akrabalarından uzaklara kaçmaya karar vermişler.

Fatima erkek elbisesi giyerek, başına bir börk geçirmiş. Her ikisi de atlara bindikleri gibi kaçmaya başlamışlar. Fakat kızın büyüleyici güzelliğini, hiçbir elbise gizleyemezmiş. Bütün hayvanlar ve kuşlar, olup biten her şeyi Apsatı'ya bildirmişler. Bu duruma çok sinirlenen Apsatı, adamlarını peşlerinden gönderir ve onlara şu talimatı verir:

- Kaçakları bulun ve onları öldürün,- der.

Fatima ve Taulan insanların olmadığı bölgelerden geçerler. Peşlerine düşenleri fark edince, atlarını dar geçitte bırakarak, zaptolunmaz yücelikteki dağların zirvelerine doğru tırmanmaya başlarlar.

Dağların zirvelerinde, Apsatı'nın adamları, neredeyse onlara yetişmiştir. Taulan ve Fatima, kayalıkların arkasına saklanırlar. Korkusuz avcı ile güzel kızı fark eden kuşlar, büyük bir gürültü kopartırlar. Onları fark etmeden ilerleyen atlılar, kuşların bu gürültüsü üzerine geri dönerler, avcı ile güzel kızı bulurlar. Onları yakalayıp kayalıklardan aşağı bırakırlar.

Bu esnada Apsatı'nın kalbi titremeye başlar. O anda kızı ve cigit delikanlıyı kartala dönüştürür. İkisi de birer kartala dönüşen mağrur sevgililer, kayalıklara çarpmaktan kurtulurlar ve güneşe doğru kanat çırpmaya başlarlar.

O zamandan beri bu iki kartal, kayalıklardaki en yüksek yerlere yuva yaparlar. Her sabah güneşin ilk ışıklarıyla, her ikisi de yuvalarından çıkarak sonsuzluğa kanat çırparlar.

Bu hikaye Semenova İndira Cotdaevna tarafından Bayramukova Aminat Borisovna'dan Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti Ust Cegut şehrinde 2002 Ağustosunda kaleme alınmıştır. Rusçaya İ.D.Semenova tarafından D.F.N. Prof. VGU A.A. Kretov editörlüğünde çevrilmiştir.



Rusça aslından çeviren ( Перевод с Русского Языка ) : isazade

E-Mail: isazade@gmail.com

Orjinal metin ( Оригинальный Текст ): www.skazka.com


www.AfyonKaracay.com


<< artga