Bir Karaçay Hikayesi
AKILLI FARECİK (
Находчивый мышонок )

Bir zamanlar yeryüzünde küçük mü küçük bir yavru farecik varmış. Bu farecik o kadar hareketliymiş ki: bir dakika bile yerinde duramazmış. Bu fareciği koruyup gözetlemek annesi için çok zor oluyormuş. Annesi bundan dolayı yavrucuğu kaybolmasın diye, boynuna minik bir çıngırak takmış. Farecik oraya buraya koşarken bu çıngırak öter, annesi de yerinde duramayan yavrucuğunu çabucak buluverirmiş.

Fakat günlerden bir gün bela bu ya, küçük farecik boynundaki çıngırağı çalıların arasında kaybetmiş. Farecik çıngırağını kaybedince, annesi çıngırağın sesini duyamaz olmuş, farecik ise kendi başına evin yolunu bir türlü bulamamış.

Farecik çalılara çıngırağının yerini göstermesi için rica etmiş. Arka ayaklarının üstünde durarak ağlamaya, çıngırağını geri vermesi için yalvarmaya başlamış. Fakat çalılar hiç konuşmadan susmuşlar. Fareciğin çıngırağını geri vermek istemiyorlarmış.

Böylece farecik nehir kıyısında yanmakta olan ateşe koşmuş.

- Ateş, ateş, bana bir kıvılcım ver! - diyerek rica etmiş.

- Ateş senin neyine lazım? Onunla ne yapacaksın? – diyerek sormuş ateş.

- Ben çalıların arasında çıngırağımı kaybettim. Çalıları yakacağım, çalılar yanınca ben de çıngırağımı kolaylıkla bulabilirim!

- E-e! Olmaz! Senin gibi küçüklere ateş veremem, sen onu nasıl kullanacağını bilemezsin, kendini yakabilirsin! Hadi yoluna git! – diyerek cevap vermiş ateş.

Farecik ağlayarak nehre koşmuş.

- Nehir, nehir, bana biraz su ver! – diye rica etmiş.

- Su ile ne yapacaksın? –diye sormuş nehir.

- Suyu ateşin üzerine dökeceğim, o da korkudan bana kıvılcım verecek, kıvılcım da çalıları yakacak. Çalılar yanınca ben de çıngırağımı kolayca bulabileceğim.

- Daha neler! Bu ne saçmalık! Senin gibi küçükler su ile oynayamaz. Boşuna nefes tüketme… Sana su vermem!

Farecik daha sonra yakınlarda, çayırlıkta otlamakta olan atların yanına koşmuş.

- Atlar, atlar, nehre giderek suyu bulandırın, lütfen! – diyerek cılız bir sesle rica etmiş.

Atlar kafalarını kaldırmışlar, kulaklarını dikmişler, kuyruklarını sallayarak sorarlar:

- Neden suyu bulandırmamızı istiyorsun?

- Nehir bana bir damla bile su vermek istemiyor. Ama benim çıngırağımı bulmam lazım! – diyerek ağlamaklı bir şekilde cılız bir sesle cevaplamış.

- Bu ne saçmalık! Çıngırağın bizimle ne alakası var? Ve neden biz suyu bulandıralım ki, biz onu içiyoruz!

Farecik daha sonra, atları otlatan çobanlara koşmuş.

- Çobanlar, çobanlar, atlarınıza binin ve onları yavaşça sürün: onlar kızgınlar, bana yardım etmek istemiyorlar. Ama ben çıngırağımı bulmak zorundayım!

- Ne istiyorsun! – diyerek çobanlar haykırırmışlar. – Senin için atlarımızı mı sürelim! Bu olmayacak şey! Hala yaşıyorken, uzaklaş buradan!

Farecik çok korkmuş ve ormana doğru koşmaya başlamış. Çok yorulmuştur, karnı da acıkmıştır, artık ne çıngırağını ve ne de evin yolunu bulma ümidi kalmamıştır. Ormanın kenarında eski, çürümüş kütüğe sokulur ve hüngür hüngür ağlamaya başlar.

Fakat aniden yakınlarda, tarlalarda orak biçen insanları görür. Onlara doğru koşmaya başlar.

- Orakçılar, orakçılar, çabuk gelin: çobanlar sizin yemeğinizi yediler! – diyerek onlara haykırır.

Orakçılar oraklarını kaptıkları gibi çobanları dövmek için koşmaya başlarlar. Çobanlar korkarlar ve atlarına bindikleri gibi nehre doğru dörtnala gitmeye başlarlar.

Atlar koşarak suya girerler. Su damlaları dört bir yana saçılırlar ve ateşe de su damlaları düşer. Ateş sönmeye başlar ve kıvılcımlar havada uçuşurlar.

Esmekte olan rüzgar kıvılcımları çalılara doğru götürür. Ve çalılar yanmaya başlarlar.

Farecik yanan küllerin arasında çıngırağını bulur. Çıngırağını boynuna takar ve çıngırak neşeyle çınlamaya başlar. Çıngırağın sesini duyan fareciğin annesi, kolayca yavrusunu bulur.


Rusça aslından çeviren ( Перевод с Русского Языка ) : isazade

E-Mail: isazade@gmail.com

Orjinal metin ( Оригинальный Текст ): www.skazka.com


www.AfyonKaracay.com


<<< ARTGA