Bir Karaçay Hikayesi
NEDEN GÜNEŞ BATMADAN ÖNCE DURUP BEKLER

Güneş batmaya başladığı zaman, sanki bir şeyleri bekler, acele etmeksizin, her akşam bir müddet bekleyerek batar. Peki bu neden böyledir?

Satanay Biyçe, küçüklüğünden itibaren el işlerine çok yatkındır. O kadar becerikliydi ki, hemen her gün iyi nitelikte bişeyler dikerdi. Hiçbir kadın ondan daha iyi yapamazdı.

Ve Nartların içinde herkesten daha iyi eyer(semer) yapan, çok becerikli bir genç vardı. Bir günde bir eyer yapabiliyordu.

Satanay Biyçe'nin cesaret ve yiğitliği bütün Nartlar tarafından bilinmekteydi. Günlerden bir gün, Satanay Biyçe, Prens Kaftanı dikerken, bu genç gelir ve şöyle der: ‘‘Hadi yarış yapalım, bakalım hangimiz daha becerikli ve daha iyi.''

Satanay Biyçe şöyle cevap verir: ‘‘Ben bir günde bir kaftan dikebilirim.'' Genç delikanlı ise cevap olarak: ‘‘Ben de bir günde bir eyer dikebilirim.''-der.

Böylece her ikisi de becerilerini yarıştırmaya karar verirler. Ertesi gün, sabahleyin, güneş doğar doğmaz, herkes kendi işine koyulur. İkisi de pes etmeksizin, çok çalışırlar. Satanay Biyçe'nin eli o kadar hızlı çalışıyordu ki, elindeki iğne ısınmış ve kaftanın bazı yerlerinde küçük delikler açılmıştı, ancak o buna aldırmaksızın daha da hızlı çalışmaya devam eder.

Akşama doğru, güneş batmaya başladığında, hemen hemen işini bitirdiğini düşünen delikanlı, Satanay Biyçe'ye doğru yola koyulur. Ancak Satanay Biyçe, kaftanı, genç delikanlı kadar çabuk bitirememişti. Satanay Biyçe, güneş batıncaya kadar bitiremeyeceğini düşünerek endişelenmeye başlar. İşte o zaman güneşe yönelir ve şöyle bir ricada bulunur:

Ey, bizim mutluluğumuz için doğan, saygıya layık güneş, benim şerefim için, lütfen birazcık bekle!

Güneş bunun üzerine hemen batmadı, Satanay Biyçe'yi izleyerek bir müddet bekledi. Satanay Biyçe ise vakit kaybetmeksizin kaftanı bitirdi ve üzerine giyerek: ‘‘Beğendin mi?''- diyerek sordu. Elbise üzerindeyken bir oraya bir buraya gezinerek, genç delikanlıya elbiseyi gösterdi. Genç delikanlı elbiseyi çok beğendi. Satanay Biyçe'nin mahareti ve el çevikliğine şaşırarak, Prensesi şu sözlerle övdü: ‘‘Böyle kadınlar için şöyle derler: on parmağında on marifet.''

Gün görmüş yaşlı dedelerimiz der ki: akşamleyin, güneş batarken, acele etmeksizin, bir müddet bekleyerek batar. Ve bu o zamandan bugüne böyle devam ede gelir.

Bu hikaye Semenova İndira Cotdaevna tarafından Bayramukova Aminat Borisovna'dan Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti Ust Cegut şehrinde 2002 Ağustosunda kaleme alınmıştır. Rusçaya İ.D.Semenova tarafından D.F.N. Prof. VGU A.A. Kretov editörlüğünde çevrilmiştir.



Rusça aslından çeviren ( Перевод с Русского Языка ) : isazade

E-Mail: isazade@gmail.com

Orjinal metin ( Оригинальный Текст ): www.skazka.com


www.AfyonKaracay.com


<< artga