Bir Karaçay Hikayesi
KOKAYÇIK
Eski zamanlarda, dağ köylerinin birinde, bir ihtiyar yaşarmış. Çok fakir bir adammış. Ne geniş toprakları, ne at sürüleri, ne de birbirinden güzel elbiseleri varmış. Bu ihtiyarın Kokayçik isminde bir de oğlu varmış. İhtiyarın bu dünyadan göçme vakti yaklaşmış. Oğlunu yanına çağırarak, şöyle demiş:
- Kokayçik, bu söyleyeceklerimi hiç aklından çıkarma! Ben öldükten sonra, istediğin yere gidebilirsin. Fakat dağlar tarafındaki bahçeye sakın gitme.- demiş ve ruhunu teslim etmiş.
Zavallı Kokayçik öksüz ve yetim kalmış. Dere tepe demeden yollar ayaklarının altında eriyip gitmiş. Babasının ona girmemesini söylediği bahçeye gelince, göz ucuyla dahi bakmamış. Günlerden bir gün aklına şöyle gelmiş:''O yerlere bir göz atayım!''- genç delikanlı anlaşılan babasının yasağını unutmuş, ve o bahçeye doğru yola koyulmuş. Yüce dağları aşmış, karşısında, içinde elma, armut, erik ağaçlarıyla dolu meyve bahçesini görmüş…
‘‘Demek öyle!- Böylesine harika bir bahçe ve babam bana burayı yasakladı!'' -diyerek Kokayçik aklından geçirmiş. Bahçedeki en büyük elma ağacına tırmanmış ve elmalardan yemeye başlamış. En güzellerini ve en olgunlarını seçmiş!
Birdenbire nerden çıktığını anlayamadığı, öfkeli, kara Emegenşa(masallarda dev) önünde belirivermiş.
- Ey, küçük adamcık, ey, aptal adamcık! Sen benim bahçemde ne arıyorsun?- diyerek korkunç bir sesle haykırmaya başlamış.
- Ne yaptığımı görmüyor musun?- diyerek Kokayçik hayretler içinde kalmış. –Elma yiyorum!-demiş.
- Bırak, -demiş kurnaz Emegenşa,- bana da elma ver, ama bu ağaçtan değil, şurdaki büyük ağaçtan ver.
Kokayçik bir ağaçtan diğerine sıçramak isterken, tam da Emegenşa'nın kucağına düşmüş.
- Ya, aptal adamcık! Kucağıma düştün işte! Tam zamanında seni yakaladım. Benim zavallı yavrucuklarım da açlıktan ölüyorlardı.- Bu şekilde Emegenşa, Kokayçik'i evine götürmüş.
- İşte, yavrularım!- şimdi size öğle yemeği hazırlayacağım!- der, kızına ve oğluna.
Emegenşa çocuklarını dolaşmaları için dışarı gönderir, büyük bir kazana su doldurur, kucağındaki Kokayçik'i kazana atar.
Büyük ve kızgın bir ateş yakar.
Kokayçik kazanın içinde çırpınmaya başlar, gittikçe ısınan ve dayanılmaz bir hale gelen kazanın sıcaklığı hissetmeye başlar.
Bu esnada Emegenşa'nın odunu biter, odun almak için bahçeye çıkar. Bunu fırsat bilen Kokayçik sıçrayıp kaynayan sudan çıkar ve kendisinin yerine kazana, Emegenşa'nın çocuklarının elbiselerini atar.
Emegenşa elinde bir kucak odunla geri dönmeden hemen önce, Kokayçik tavan arasına zar zor çıkar ve saklanır. Emegenşa odunları ateşe atar, oturup Kokayçik'in pişmesini bekler. Bir müddet geçtikten sonra, büyük bir kaşığı eline alır, çorbanın tadına bakmaya başlar. Kazandan kaşığını çıkarınca oğlunun elbisesi kaşıkla beraber gelir!
Emegenşa öfkeyle haykırmaya başlar… Kokayçik ise tavan arasından:
- Miyav!
- Demek ordasın, seni alçak! Oraya nasıl çıktın?- diyerek Emegenşa haykırır.
- Çok kolay! Fıçıları üst üste koydum, onun üstüne kazanı, kütükleri de onun üstüne koydum, kızgın demiri de aralarından geçirdim. Demir çubuğa dayanarak tavan arasına sıçradım,- diyerek anlatır Kokayçik.
Evde ne varsa, Emegenşa hepsini üst üste koyar: fıçıları, masaları, kovaları, tabureleri, demir çubuğu akkor haline getirir ve taburelerin arasından geçirir. Ayağıyla demire dayanarak yukarı doğru sıçrar! Bu esnada kızgın demir tabanına saplanır ve Emegenşa baygın halde yere çakılır.
Kokayçik ise tavan arasından iner ve Emegenşa'yı öldürür.
Sonra köydeki herkesi çağırır ve her şeyi onlarla paylaşır. İşte size küçük Kokayçik!
Aklı ile dev Emegenşayı alt etmeyi başarmış ve hayatta kalabilmiştir.
Nasıl ki bütün bu olanları kendi gözlerimiz ile görmedik ise, aynı şekilde hiçbir dert ve bela görmeyelim!
Rusça aslından çeviren ( Перевод с Русского Языка ) : isazade
E-Mail: isazade@gmail.com
Orjinal metin ( Оригинальный Текст ): vvv.skazka.com
www.AfyonKaracay.com