Bir Karaçay Hikayesi
HAZRET'İN TÜRBESİ
Bir zamanlar, vaktiyle dağ köylerinin birinde bir molla yaşarmış. Günlerden bir gün, çok sevdiği eşeği ölmüş. Kurnaz molla eşeğini, kulübesinin yakınlarında bir yere gömmüş. Eşeğini gömdüğü yeri, mezarlıktaki mezarlara benzeterek etrafını çevirmiş, fakat mutalimlerden (öğrenci,talebe) biri, onun bu oyununu tesadüfen görmüş.
Böylece halk Cuma günü mescide ibadet etmek için gittiğine, kurnaz molla şöyle bir duyuru yapmış:
- Ey, ahali! Şeyh hazretleri ben de misafirlikte iken aniden ruhunu Yüce Yaradan'a teslim etti. Ben de onu evimin yanına defnettim. Kim Hazretin kabrini ziyaret ederse, sorgusuz sualsiz cennete gider,- demiş.
Halk mollaya inanmış, ve ‘Hazret'in mukaddes kabrini akın akın ziyarete başlamışlar. Gün geçmezmiş ki, Hazret'in kabri ziyarete gelenlerle dolup taşmasın… Molla ise, elbette bu durumda payına düşenden nasiplenirmiş. Ziyarete gelenler ona, koyunlar, keçiler, sığırlar getirirlermiş. Et, peynir, arpa-buğday taşırlarmış… Gel zaman git zaman molla semirmeye başlamış ve malının mülkünün hesabını tutamaz olmuş…
Mutalime(telebe) gelince, mollanın bütün anlattıklarını dinlemiş, ancak ağzını bile açmamış… Aklı başı yerinde bir talebeymiş, açlığa, soğuğa kolayca göğüs gererek, var gücüyle okumaya çalışırmış, ama bir şeye tahammülü yokmuş: ‘dayak'. Molla talebelerini, en küçük yanlışlarında dahi, elindeki sopayla kafalarına vurarak cezalandırırmış…
Sonunda sabrı tükenmiş. Mollanın ahırındaki eşeklerden birini gizlice alarak, oradan kaçmış. Eşek çok semiz olduğu için, tembel ve hızlı koşmaya alışık değilmiş. Böylesine zor yolculuğa dayanamayarak, yolun yarısında çatlayarak, yere yığılmış… Genç talebe derin düşüncelere dalmış. “Eğer molla beni yakalarsa, öldürür! Henüz vakit varken eşeği gömeyim!”- diye düşünmüş. Aceleyle bir çukur kazmış, eşeği çukura itmiş, çukurun üstünü toprakla kapatmış, izleri yok etmek için de, çukurun etrafını mezarlıktaki mezarların etrafını çevirdikleri şekilde çevirmiş. Karnı aç halde, eşeği gömdüğü yerin yanında otururken, aklından şunları geçiriyormuş: şimdi ben ne yapacağım?
Bu esnada yanından bir atlı geçmekte imiş. Atını durdurup, kendisiyle konuşmaya başlayınca, genç talebe, hocası mollanın yaptıkları aklına gelmiş ve şöyle demiş:
- Muhterem Hazret'e yolculuğunda eşlik ediyordum. Fakat o aniden Hak'kın rahmetine kavuştu… Ben de onu buraya defnettim ve işte burada kabrini koruyup-gözetliyorum…- Daha sonra mollanın halka dediklerini de hatırlayarak, şöyle söylemiş: - Kim ki Hazret'in kabrini ziyaret ederse, o sorgusuz sualsiz cennete gider,-diyerek eklemiş.
Cennete bu kadar kolay gireceğini(!) duyan atlı çok sevinmiş ve kırbacını şaklatarak, dörtnala köyüne doğru yola koyulmuş. Herkese Hazret'in mübarek kabrinden bahsetmiş!
Kısa zamanda halk akın akın ziyarete başlamış. ‘Hazret'e gelenler çoğalmaya başlayınca, genç talebede bu fırsatı değerlendirerek, çeşit çeşit hediyeler almaya başlamış.
Kısa sürede kendine büyük bir ev yapmış, etrafını taştan duvarlarla çevirmiş, bu şekilde gün geçtikçe zengin olmaya başlamış… Yeni Hazret'in türbesi hakkında söylenenler mollanın da kulağına gitmiş. Gidip bakmaya karar vermiş. Gittiğinde, eski talebesini hemen tanımış.
- Demek buradasın, eşeğimi çalan alçak!- diyerek, molla feryadı basmış.- Cevap ver, burada gömülü olan kim?
- Senin bahçendeki Hazret'in türbesiyle, buradaki Hazret'in türbesi arasında fark yok!-diyerek, genç talebe korkudan haykırmaya başlamış.
- A! Anlıyorum,- demiş molla. Demek benim Hazret- senin Hazret'in kardeşi!
Bu şekilde eski talebesiyle tartışmaktan vazgeçmiş. Neden tartışsın ki? Bu şekilde gürültü koparmak onun faydasına olmazmış!
Rusça aslından çeviren ( Перевод с Русского Языка ) : isazade
E-Mail: isazade@gmail.com
Orjinal metin ( Оригинальный Текст ): www.skazka.com
Afendini Eşegi - Qaraçay versiyası (mp3)
www.AfyonKaracay.com